Ders 38: Program Okuryazarlığı 2 — Program Bileşenleri Arası İlişki, Tutarlılık, Yatay-Dikey Yapı ve Uygulama Mantığı
Bu derste öğretim programına tek tek parçalar hâlinde değil, çalışan bir bütün olarak bakacağız. Amaç, kazanım, içerik, öğrenme-öğretme süreci ve ölçme-değerlendirme öğeleri tek başına anlamlı değildir; asıl değerleri birbirleriyle kurdukları ilişkiden doğar. Program okuryazarlığında ikinci büyük eşik tam da burasıdır: Programın neden dağılmadan ilerlediğini, neden rastgele görünmediğini, neden bazı bölümlerin birbirini desteklemek zorunda olduğunu anlamak. Bu yüzden bu dersin merkezi kavramları tutarlılık, yatay yapı, dikey yapı ve uygulama mantığı olacaktır.
Ders hedefleri
- Programın temel öğeleri arasındaki ilişkiyi neden-sonuç bağıyla açıklayabilmek,
- Tutarlılık kavramını öğretim programı bağlamında doğru yorumlayabilmek,
- Yatay ve dikey yapı kavramlarını karıştırmadan ayırt edebilmek,
- Bir programın kâğıt üzerindeki metinden sınıf içi uygulamaya nasıl dönüştüğünü kavrayabilmek,
- Sınavda parça-bütün ilişkisi içeren soruları daha hızlı çözebilmek.
Konu neden önemli?
Programın öğelerini tek tek bilmek, işin yarısıdır. Asıl zor ama sınavda daha ayırt edici olan bölüm, bu öğelerin nasıl bir sıra ve uyum içinde çalıştığını bilmektir. Çünkü bir öğretim programında amaç başka yöne bakıyor, kazanımlar başka şey söylüyor, içerik başka yerlere dağılıyor, ölçme bambaşka becerileri yokluyorsa ortada sağlam bir program yapısı yoktur. Öğretim ancak öğeler birbirini taşıdığında tutarlı olur.
AGS’de bu konu bazen açıkça “tutarlılık” diye sorulur, bazen de dolaylı şekilde gelir. Örneğin verilen bir örnekte öğrenme-öğretme süreciyle ölçmenin uyumsuz olduğu anlatılabilir. Ya da kazanımların sınıf düzeyiyle örtüşmediği, içerik sırasının basitten karmaşığa gitmediği, farklı dersler arasında aynı dönemde ortak bağ kurulamadığı anlatılabilir. Böyle durumlarda kavramı tanımak yetmez; yapının neden sorunlu olduğunu da görmek gerekir.
Program bir parça listesi değil, bir bütünlük düzenidir
Öğretim programı dışarıdan bakıldığında bölüm bölüm yazılmış bir metin gibi görünür. Önce amaçlar, sonra kazanımlar, ardından içerik ve diğer bölümler gelir. Fakat programın mantığı, başlıkların peş peşe sıralanmasından ibaret değildir. Programın gerçek gücü, bu başlıkların birbirini desteklemesinde yatar.
Yani program, içinde çeşitli maddelerin yer aldığı bir dosya değil; mantıklı bir akışla kurulmuş öğretim kararlarının bütünüdür. Eğer bu bütünlük kurulmazsa program kâğıt üzerinde şık, uygulamada dağınık olur. Bu yüzden program okuryazarlığında ikinci adım, her öğenin yerini tek tek bilmenin ötesine geçip, bunların nasıl bağlandığını kavramaktır.
Program bileşenleri arasındaki ilişki nasıl kurulur?
Program bileşenlerini en doğru okumak için onları art arda gelen basamaklar gibi düşünmek faydalıdır. Elbette aralarında tek yönlü, mekanik bir çizgi yoktur; ama genel akış aşağı yukarı şöyledir:
Birbiriyle bağlantı nasıl görünür?
Bu ilişkiyi bir örnek üzerinden düşünelim. Diyelim ki program genel olarak öğrencinin eleştirel düşünmesini ve bilinçli karar vermesini önemsiyor. Bu amaç düzeyinde bir yönelimdir. Bu genel yönelim daha sonra belli kazanımlara dönüşür: Öğrencinin farklı görüşleri karşılaştırması, kanıt kullanması, bir metindeki ana düşünce ile yardımcı düşünceleri ayırması gibi. Ardından içerik seçilir: Hangi metinler, hangi temalar, hangi kavram alanları üzerinden bu kazanımlar geliştirilecek? Sonra öğretim süreci düzenlenir: Tartışma, karşılaştırma, örnek olay, metin çözümleme, soru-cevap gibi. Son olarak ölçme, gerçekten eleştirel düşünmeyi yoklayacak araçlarla yapılır.
Eğer bu zincirin herhangi bir halkası koparsa, programın kağıt üzerindeki bütünlüğü bozulur. Örneğin amaç eleştirel düşünme diyorsa ama süreç yalnızca ezbere dayalı anlatım üzerinden kurulmuşsa, ya da ölçme sadece tanım hatırlatıyorsa sistem kendi içinde çatışmaya başlar.
| Öğe | Ne yapar? | Bağlantı koparsa ne olur? |
|---|---|---|
| Amaç | Genel yön verir | Program dağınık ve yönsüz görünür |
| Kazanım | Genel yönü somutlaştırır | Hedef belirsiz kalır ya da ölçülemez olur |
| İçerik | Kazanım için zemin kurar | Konu ile hedef arasında boşluk oluşur |
| Öğrenme-öğretme süreci | Öğrenmeyi işler hâle getirir | Program uygulanamaz ya da yetersiz uygulanır |
| Ölçme-değerlendirme | Öğrenmeyi izler ve yorumlar | Ne kadar öğrenildiği sağlıklı anlaşılmaz |
Tutarlılık nedir?
Tutarlılık, programın parçalarının birbirini desteklemesi ve ortak bir doğrultuda işlemesidir. En yalın anlatımla, programda söylenenle yapılanın birbirini tutmasıdır. Bir programın amacı ne diyorsa kazanımları da o çizgiye yakın olmalı; kazanımlar ne istiyorsa içerik ve süreç de onu taşımalı; ölçme de gerçekten aynı öğrenmeleri yoklamalıdır.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, tutarlılığın yalnızca “çelişki olmaması” olmadığıdır. Elbette çelişki olmaması gerekir; fakat iyi programda bundan fazlası vardır: öğeler birbirini besler, güçlendirir ve aynı hedefe doğru birlikte ilerler.
Tutarlı program
Hedefler, içerik, süreç ve ölçme aynı doğrultuda ilerler. Öğrenciye neyin niçin öğretildiği nettir.
Tutarsız program
Başlıklarda güzel ifadeler vardır ama süreç ve değerlendirme o hedefleri taşımadığı için bütünlük bozulur.
Tutarlılık hangi durumlarda bozulur?
Programın genel yönü ile yazılan kazanımlar aynı düzlemde değildir. Amaç üst düzey düşünme vurgularken kazanımlar yalnızca basit hatırlamaya sıkışmış olabilir.
Kazanımın gerektirdiği öğrenme alanı yerine, başka bir konu yığını öne çıkarılmıştır. Öğrenciye ulaşması gereken beceri için uygun zemin kurulmamıştır.
Program öğrenciden üretim, tartışma, problem çözme bekliyordur ama ders süreci sadece öğretmenin anlattığı tek yönlü yapıdan ibarettir.
Derste öğrenciden yorum yapması, ilişki kurması, uygulaması beklenirken sınav yalnızca ezber bilgi istemektedir.
Kazanımlar öğrencinin gelişim düzeyine, hazırbulunuşluğuna ya da sınıf seviyesine göre uygun biçimde düzenlenmemiştir.
Yatay yapı nedir?
Yatay yapı, aynı sınıf düzeyinde ya da aynı zaman diliminde yer alan dersler, öğrenme alanları, temalar veya program öğeleri arasındaki ilişkiyi anlatır. Yani burada yukarıdan aşağıya ilerleyen sınıf basamaklarından çok, aynı düzlem üzerinde birlikte duran unsurlar arasındaki uyumdan söz edilir.
Örneğin aynı sınıf seviyesinde farklı derslerin öğrenciyi destekleyen ortak becerilere yönelmesi, benzer değerleri güçlendirmesi, aynı dönemde işlenen konular arasında bağ kurulabilmesi yatay yapıyla ilişkilidir. Program, öğrencinin farklı alanlarda parçalı değil, bağlantılı öğrenme yaşamasını istiyorsa yatay yapıyı gözetmek zorundadır.
Yatay yapının görüldüğü yerler
- Aynı sınıf düzeyindeki dersler arası ilişki,
- Aynı dönemde işlenen tema ve konuların birbiriyle uyumu,
- Ortak beceri, değer ya da yetkinliklerin farklı derslerde desteklenmesi,
- Öğrencinin öğrenmeyi parçalı değil, bütüncül yaşamasını sağlayan düzenlemeler.
Dikey yapı nedir?
Dikey yapı, programın sınıf düzeyleri arasında nasıl ilerlediğini anlatır. Burada temel soru şudur: Öğrenci bir üst sınıfa geçtiğinde öğrenme nereden nereye taşınıyor? İçerik, beceri ve kazanımlar gelişimsel bir sıra içinde mi ilerliyor, yoksa kopuk ve düzensiz mi geliyor?
Dikey yapıda süreklilik, kademelilik ve ilerleme esastır. Öğrencinin önce temel düzeyde karşılaştığı kavramların zamanla derinleşmesi, becerilerin basitten karmaşığa doğru genişlemesi ve öğrenmenin sınıflar arasında rastgele değil, planlı biçimde ilerlemesi beklenir.
Dikey yapının görüldüğü yerler
- Sınıf seviyeleri arasında aşamalı ilerleme,
- Basitten karmaşığa ve somuttan soyuta geçiş,
- Önceki öğrenmelerin sonraki öğrenmelere temel olması,
- Tekrarın kör döngü değil, derinleşen bir ilerleme hâlinde kurgulanması.
Yatay ve dikey yapı farkı
| Boyut | Yatay yapı | Dikey yapı |
|---|---|---|
| Temel odak | Aynı sınıf ya da aynı dönem içindeki ilişki | Sınıflar ve kademeler arasındaki ilerleyiş |
| Soru mantığı | Birlikte duran unsurlar uyumlu mu? | Öğrenme zaman içinde aşamalı mı ilerliyor? |
| Anahtar kavram | Bütüncüllük, eşzamanlı uyum, alanlar arası bağ | Süreklilik, kademelilik, derinleşme |
| Akılda kalıcı benzetme | Aynı kattaki odalar | Katlar arasında çıkan merdiven |
Programın uygulama mantığı nedir?
Programın uygulama mantığı, yazılı programın sınıf içinde hayata nasıl geçirileceğiyle ilgilidir. Çünkü program metni ne kadar iyi yazılmış olursa olsun, uygulama boyutu kurulamıyorsa gerçek öğretim oluşmaz. Öğretmen burada pasif bir aktarıcı değil; programı sınıfın düzeyine, zamana, öğrenci özelliklerine ve öğrenme ortamına göre işleyen kişidir.
Uygulama mantığı, programın birebir mekanik şekilde kopyalanması anlamına gelmez. Öğretmen programın yönünden uzaklaşmadan, sınıf içi gerçekliği dikkate alarak uygun yöntemleri, etkinlikleri, örnekleri, materyalleri ve değerlendirme biçimlerini seçer. Bu yüzden program okuryazarlığı aynı zamanda esnek ama hedefe bağlı düşünebilme becerisidir.
Yanlış anlayış
Program maddelerini olduğu gibi okuyup ders yapmak, programı uygulamak demek değildir.
Doğru anlayış
Programın hedef ve mantığını koruyarak sınıf içinde anlamlı öğrenme yaşantıları düzenlemek, gerçek uygulamadır.
Yazılı programdan sınıf içi öğretime geçiş nasıl olur?
Öğretmen önce amaçları, kazanımları ve içerik çerçevesini anlar. Ne öğretileceğini değil, neden ve hangi doğrultuda öğretileceğini de görür.
Hazırbulunuşluk düzeyi, sınıfın öğrenme hızı, ilgi alanları, çevresel koşullar ve zaman planı dikkate alınır.
Hangi etkinliklerin, materyallerin, örneklerin ve yöntemlerin kullanılacağı belirlenir. Burada amaç ile süreç arasındaki bağ korunmalıdır.
Sadece son sınav değil, süreç boyunca geri bildirim almayı sağlayacak ölçme yolları düşünülür.
Uygulama sırasında elde edilen verilerle süreç gerektiğinde düzenlenir. Bu, programdan kopmak değil; programı daha işlevli kılmaktır.
Uygulamada esneklik ne anlama gelir?
Programın uygulama mantığını anlamayan kişi, esnekliği keyfilik sanabilir. Oysa eğitimde esneklik, programdan vazgeçmek değildir. Esneklik; programın hedef, yön ve tutarlılığını korurken, öğrenci grubuna uygun yol ve araçları seçebilmektir.
Örneğin aynı kazanıma iki farklı sınıfta farklı örneklerle gidilebilir. Bir sınıfta tartışma daha verimli olabilir, başka bir sınıfta görsel materyal ve örnek olay daha etkili olabilir. Burada öğretmenin değiştirdiği şey hedef değildir; hedefe ulaşma yolu üzerindeki sınıf içi düzenlemedir.
Keyfilik = hedefi ve program mantığını dikkate almadan gelişigüzel öğretim yapma.
Örnek durumlarla ayırt etme
Yorum: Tutarlılık bozulmuştur; özellikle süreç ve ölçme hedefle uyumsuzdur.
Yorum: Yatay yapı ve bütüncül öğrenme ilişkisi öne çıkmaktadır.
Yorum: Dikey yapı, kademelilik ve derinleşme vardır.
Yorum: Bu durum programın uygulama mantığı içinde esnekliğe örnektir.
Sık karıştırılanlar
1. Tutarlılık ile sadece uyumlu görünme aynı şey değildir
Metinde güzel ifadeler geçmesi programın tutarlı olduğu anlamına gelmez. Gerçek ölçüt, öğelerin birbirini gerçekten taşıyıp taşımadığıdır.
2. Yatay yapı ile dikey yapı birbirine karıştırılır
Aynı sınıf içindeki bağlantı yatay; sınıflar arası ilerleyiş dikey yapıdadır.
3. Uygulama mantığı ile serbest çalışma aynı şey sanılır
Öğretmen programı yorumlar ama programdan kopmaz. Uygulama, sınıfa uyarlamadır; hedefi silmek değildir.
4. Tutarlılık sadece ölçme kısmında aranır
Oysa tutarlılık programın her öğesi arasında aranır. Sorun amaç-kazanım arasında da olabilir, içerik-süreç arasında da olabilir.
Henuz yorum yapilmamis. Ilk yorumu siz yapin!
Yorum yapmak icin giris yapin veya uye olun.