← Geri Dön

Savunmalar 1 (Malatya Davasından)


Necip Fazıl Kısakürek
Necip Fazıl Kısakürek
DoğumAhmed Necib 26 Mayıs 1904 ( 1904-05-26 ) İstanbul , Osmanlı İmparatorluğu
Ölüm25 Mayıs 1983 (78 yaşında) İstanbul , Türkiye
Defin yeriEyüpsultan Mezarlığı , İstanbul 41°03′04″N 28°55′57″E  /  41.05123237135737°K 28.932487400005552°D  / 41.05123237135737; 28.932487400005552
Takma adÜstad · Kaldırımlar Şairi · Sultanu'ş Şuara
MeslekŞair · yazar · oyun yazarı
DilTürkçe
İkametİstanbul
MilliyetTürk
VatandaşlıkTürkiye
Eğitimİstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi
DönemCumhuriyet dönemi
Konuİnsan · Tasavvuf
Edebî akımMistisizm
Önemli eserÇile (1962) · Bir Adam Yaratmak (1937) · İdeolocya Örgüsü (1959) · O ve Ben (1974).
Önemli ödülleriKültür Bakanlığı Büyük Ödülü'nü (1980), · İman ve İslam Atlası adlı eseriyle fikir dalında Millî Kültür Vakfı Armağanı'nı (1981), · Türkiye Yazarlar Birliği Üstün Hizmet Ödülü'nü (1982).
Etkin yılları1925-1983
EvlilikNeslihan Kısakürek ( e. 1941; ö. 1983)
Çocuklar5

Necip Fazıl:
-Usule ait gayet mühim bir nokta arz edeceğim. Başlangıçta garip görünse de dinlenmesini istirham ederim. Hapishanelerde sanıklar ve hükümlüler 'müddet-i umumi' tabirini 'müddeyum' diye telaffuz ederler ve kendileriyle düşüp kalkan, cezalarını infaz ettiren, idam ipini çektiren 'müddeiyum' olduğu için onu adaletin başlıca temsilcisi sayarlar. Mahkeme hey'etine de adeta onun bir nevi zabıt katipleri gözüyle bakarlar. Halbuki memleketimizde bazı hukukçuların bile tam manasiyle kestiremediği bir hüviyet olarak savcı, taraflardan biridir ve Batı dünyasında olduğu gibi mahkeme huzurunda yeri sanıkların yanı başıdır. Bu makamda da sanıkların her türlü hücum ve taarruzuna açık hedeftir. Bu bakımdan yüksek adalet temsilcilerinin huzurunda tıpkı sanıklar gibi davalı, davacı ve amme müdafiliğinden ibaret üç unsurdan biri olarak parmağını kaldırıp izinle konuşması ve mahkemenin cereyan şekli üzerinde asla müessir rol oynamaması icap eder. Halbuki hakimlerle aynı sırada ve seviyede oturan bizim 'müdeyum'lar, sanıkları susturmakta hakimlerin kulağına eğilip laflar fısıldamakta mübaşire emirler vermekte, adeta duruşmayı idare rolüne bürünmektedir. Yağma yok efendim; bundan böyle yanımıza gelip mevki almasalar da, oturdukları yerden hüviyet ve salahiyetlerini bilerek hareket etmeleri ve her tezahürlerini yüksek heyetinizden müsaade alarak meydana getirmeleri lazımdır. Ve iyice kavramaları gerektir ki eğer hakimlerle aynı sırada oturuyorlarsa, bu, bir hukuk anlayışsızlığının marangoz hatası şeklinde tecelli etmiş ifadesidir.

Necip Fazil Kisakurek

Henuz yorum yapilmamis. Ilk yorumu siz yapin!

×